Rahman ve rahim Allah’ın adıyla.
İmana ulaÅŸan ve bu imanla uyumlu iyilikler iÅŸleyen kimseleri zemininden ırmaklar çaÄŸlayan cennetlerle müjdele her ne zaman oranın nimetlerinden ikram olarak onlara sunulsa, bunlar bize daha önce bahÅŸedilenlerin aynısıymış diyecekler. Oysaki bu, o nimetlerin çaÄŸrıştırdığı belli belirsiz bir benzerlik ve onlar için cennete pırıl pırıl eÅŸler olacak ve onlar orada kalıcıdırlar.
O kâmil iman ve salih amel sahipleri bu cennetlerde ebedi ve daimi olarak kalıcıdırlar, bir kere girince artık bir daha çıkmazlar. DiÄŸer ayetlerde bu ebedi olarak kalışı ebeden diye de pekiÅŸtirilmiÅŸtir. Hâlbuki dünya vatanı, dünya cenneti ne olsa elden gidebilir. Kamil iman ve salih amel sahipleri, darı İslam olan vatanlarını Allah'ın izniyle muhafaza ve müdafaa ederler ve onu harap olmaktan mallarıyla, canlarıyla korurlarsa da bunda ilahi takdir, baÅŸka türlü de tecelli edebilir. Nihayet bundakilerin hepsi çıkarlar, ölürler, giderler bunun böyle büyük küçük kıymeti de vardır. Fakat darü’s-selam öyle deÄŸil. Asıl cennet bahçelerine gidenler orada ebedi kalırlar ki bütün müjde bundadır, bütün saadet de bundadır ve en büyük hoÅŸnutluk bundadır, güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Bkz; Yunus Suresi 26. Ayet.
Biz burada imanın fıkhı tanımı ile tanıtacak deÄŸiliz. Sadece imanın karakterinden ve hayattaki deÄŸerinden söz edeceÄŸiz. İman, geçici, küçük ve sınırlı olan insan denen bu varlığın ezeli ve ebedi sınırsız temele baÄŸlanmasıdır. Bu kaynaÄŸa baÄŸlandığından dolayı yine aynı kaynaktan gelen evrenle ve bu evrene hükmeden temel yasalarla, bu evrende gizli olan güç ve enerji kaynakları ile saÄŸlam bir baÄŸ kurmasıdır. Böylece kendi kiÅŸisel, küçük sınırları dışına çıkarak koca evrenin geniÅŸliÄŸi içine dalması; basit, deÄŸersiz gücünün sınırlarını taÅŸarak evrenin bilinmeyen büyük enerji kaynaklarına açılmasıdır. Kısacık ömrünün sınırlarını aÅŸarak Allah'tan baÅŸka kimsenin bilmediÄŸi uzaklıklara doÄŸru kanatlanmasıdır.
Salih kelimesinin anlamı bütün iyiliÄŸi kapsar. Küçük ve büyük iyilik de buna dâhildir. Ama Kur'an'a göre iman kökü olmayan hiçbir amel salih amel sayılmaz. Herhangi bir amel Allah (c.c.) ve Rasulü'nün bildirdiÄŸi hidayete uygun iÅŸlense de iman olmaksızın salih amel sayılmaz. Onun için Kur'an-ı Kerim'de nerede salih amelden söz edilmiÅŸse orada iman da zikredilmiÅŸ ve salih amel imandan sonra anılmıştır. Kur'an-ı Kerim'de hiç bir yerde imansız amel zikredilmemiÅŸtir. Aynı zamanda hiçbir yerde, iyi bile olsa imansız bir amele mükâfat ümidi verilmemiÅŸtir. DiÄŸer taraftan, faydalı ve muteber imanın, amel ile ispat edilmiÅŸ iman olduÄŸu belirtilmiÅŸtir. Yoksa salih amel olmadan yürütülen bir iman davasını insan kendi kendine reddetmiÅŸ olur. Çünkü o insan, iman iddiasına raÄŸmen Allah (c.c.) ve Rasulü'nün gösterdiÄŸi yoldan baÅŸka bir yol takip etmektedir. İman ve salih amel iliÅŸkisi, tohum ve aÄŸaç iliÅŸkisi gibidir. EÄŸer toprakta tohum yoksa aÄŸaç meydana gelmesi söz konusu olamaz. Ama eÄŸer toprakta tohum olduÄŸu halde aÄŸaç meydana gelmiyorsa onun anlamı tohumun toprakta gömülü kalmış olmasıdır. Onun için Kur'an'da verilen müjdeler, iman etmenin yanında salih amel de iÅŸleyenler için geçerlidir. Bu surede de, insanın hüsrandan kurtulması için imandan sonra salih amel iÅŸlemesi gerektiÄŸi bildirilmiÅŸtir. DiÄŸer bir ifadeyle, salih amel olmadan sadece iman ile bir insan hüsrandan kurtulamaz. Yukarıda zikredilen iki sıfat her fertte olmalıdır.
(Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanları müjdele. Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu ürünlerden her yedirildiÄŸinde:"Bu daha önce de rızıklandığımızdır" derler, bu birbirinin benzeri olarak onlara sunulmuÅŸtur. Onda, onlar için tertemiz eÅŸler vardır ve onlar orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Bakara Suresi 26. Ayet.
Dünyada iyilik iÅŸlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır. Na'im cennetlerinde Allah'a en çok yaklaÅŸtırılmış olanlar iÅŸte bu kullardır orası na'im bahçeleridir.
Rableri katında onların mükâfatı altlarından ırmaklar akan adn cennetleridir, orada ebedi olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı onlarda o'ndan razı olmuÅŸlardır. Bu Rabbine saygı gösterene mahsustur. Cennet sakinleri dikensiz sedir aÄŸaçları, salkımları sarkmış muz aÄŸaçları uzamış gölgeler altında, çaÄŸlayan akarsu kenarlarına, bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen meyveler arasında, yüksek döÅŸekler üzerindedirler. EÅŸlerine düÅŸkün, yaşıt ceylan gözlüler onlar içindir. Cennetlerin altlarından ırmaklar akar, orada akan kaynaklar hiç bozulmayan süt ırmaklar leziz içecekler ve berrak bal ırmakları vardır. Selsebil pınarından misk kokulu tesnim adlı içecekten içerler. Cennet sakinleri atlastan nakışlı kumaÅŸlardan elbiseler giyer onlara hizmet için aralarında inci gibi genç delikanlılar dolaşır. Orada sadece selam selam! selam!"sözlerinin iÅŸitileceÄŸi, hiçbir boÅŸ sözün duyulmayacağı görkemli bahçede ne kötülük, ne yorgunluk ne üzüntü, ne korku vardır.
Selam ve Dua İle
Kaynak:
Fi’zilal-i Kur’an
Tefhim'ül Kur'an
