Ramazan Geldi HoÅŸ Geldi De.

Halil Kara


          Kur'an’ın doÄŸum ayı olan mübarek ramazan ayı geldi çattı hoÅŸ sefalar getirdi fakat her yıl olduÄŸu gibi bu yıl da ülkemize basınımıza, televizyonlarımıza, gazetelerimize bakıldığında iki konu var 1. sıcaklar nasıl olacak 2. yemekler nasıl yenilecek. Yani ramazanın yazın ortasına gelmesi, saatlerin uzun olması, sıvı kaybı ve beslenme aldı başını gidiyor. DiÄŸer yandan ramazan alışveriÅŸi adı altında piyasalar çok heyecanlı, tezgâhlar dolu dolu, iÅŸler tıkırında. Öyle ki iÅŸin sözde uzmanları sürekli halkı uyarıyor maazallah aman ha oyuna gelmeyin. Diyetçiler televizyonlarda, gazetelerde, dergilerde hatta saÄŸlık kuruluÅŸlarında sürekli halka daha çok nasıl tüketim yapacaklarına, ne yiyip ne içeceklerine, kaç öÄŸün ve her öÄŸünde ne tüketecekleriyle ilgili bol bol programlar yapıyorlar. Tabi bunlar hepsi -oruç tutunuz sıhhat bulursunuz- bedenle ilgilidir, inanın diyetçiler haklı çarşı pazara bakıldığında ramazan ayı için yaptığımız stoklar savaÅŸta olan Suriye, Irak, Filistin, Afganistan gibi ülkeler bile yapmamışlardır. Ne güzel söyler; “Fakir sultan gelir, hoÅŸ da gelir, fakat bizi hoÅŸ bulmaz ya boÅŸ bulur, yâda nahoÅŸ bulur.” bu ölü ibadettir. Bize lazım olan diri ibadettir. Fesubhanallah ay Kur’an ayıdır. Ramazan ruhi bir arınmadır öze dönüÅŸtür. Oruç bedenin ruha daha çok müsaade etmesidir. Ruhun da Rabbine miracıdır. YolculuÄŸudur.

          Rabbinizin affediciliÄŸine ve geniÅŸliÄŸi gökler ile yer arası kadar olan Cennete koÅŸunuz. Burası takvalılar için hazırlanmıştır. Al-imran Suresi 133. Ayet

          Yoksa biz cennete talip deÄŸimliyiz eÄŸer talip isek ramazana bakış açımızı yemek içmek üzere deÄŸil Kur'an-ı anlama üzere inÅŸa etmeliyiz. Bu bakış açısıyla baktığımız zaman ramazan getirmiÅŸ olduÄŸu mesajı anlamamızda bize hoca olur. Bizi manadan maksada götürür. Bilmeliyiz ki cennete giden yol ramazandan geçer. Çünkü Kur'an ramazanda nazil oldu. Haydi bakalım bir Hz. Peygamberin ramazanına bakalım, bir de kendi ramazanımıza bakalım, eksikliklerimize bakalım yeniden talip olalım. Allah'n belirlediÄŸi gündemi bizlerde kendimize gündem yapalım Rabbimizin. “Siz ey iman edenler oruç tıpkı sizden öncekilere olduÄŸu gibi sizede yazıldı belki bu sayede takvaya erersiniz.” Bakara Suresi 183. Ayet. Öyle ya Kur'an oruç sizden öncekilere kılındığı gibi size de farz kılındı buyuruyor. Demek ki oruç insanlıkla yaşıttır, vahyi geleneÄŸinin deÄŸiÅŸmez bir düsturudur. Onun içindir ki oruçlu her mümin, ilk insandan bu güne kader yürüyüÅŸünü sürdüren iman kervanına katılmış bir yolcudur oruç aynı zamanda geçmiÅŸ mübarek ümmetlerden bize intikal eden bir emanettir ve her mümin buna sadakat göstermek zorundadır. Aksi halde idrak edeceÄŸimiz ramazanı gerçek mana ve maksadından uzak bir festival haline dönüÅŸtürmüÅŸ oluruz bu da hem rabbimizin insanlık ailesine vermiÅŸ nimete ihanettir ve hem de bizden önceki ümmetlere ihanet olur.

          “Ey mutmain (tatmin bulmuÅŸ) nefis, Rabbine, hoÅŸnut edici ve hoÅŸnut edilmiÅŸ olarak dön. Artık kullarının arasına gir. Cennetime gir.” Fecr Suresi 27-30 Ayetler

          Nefs-i mutmainne’den murat, hiçbir ÅŸüphe ve tereddüt taşımadan, itminan-ı kalple ve Allah'ı Rab kabul edip O'nun peygamberlerinin getirdiÄŸi dini de hak din bilerek Allah'a ulaÅŸan insandır. O insan, Allah (c.c.) Rasulünün getirdiÄŸi her akide ve ameli hakk olarak kabul eden ve Allah'ın dininin yasakladığından mecburen deÄŸil, seve seve kaçınarak uzak durandır. O insan Allah (c.c.) yolunda ne fedakarlık gerekiyorsa yapan, O'nun yolunda türlü zorluk ve eziyet geldiÄŸi halde sakin kalbiyle O'na dayanan, dünyanın İslâm dışı lezzet ve menfaatlerinden mahrum kaldığı halde onları özlemeyen, tersine bu konuda kalbi mutmain olarak hakk dini takip edip bu pisliklerden korunandır. Tevhimü-l Kur'an

Yazarýn Eski Yazýlarý