Onlar, bir ümmetti, gelip geçti; onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız. (Bakara-141)
Sana peygamberlerin haberlerinden -kalbini kendisiyle sağlamlaştıracak- doğru haberler aktarıyoruz. Bunda da sana hak ve mü'minlere bir öğüt ve uyarı gelmiştir. (Hud-120)
Bir de onlardan sonra gelenler derler ki: "Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman etmiş olanlara karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, gerçekten sen, çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin. (Haşr-10)
Allah Resulû size iki ÅŸey bırakıyorum Allah'ın kitabı ve sünneti seniyeyi buyurdu, sahabede bize iki ÅŸey bıraktı tahkik ve temsil. Bu iki terim İslamın doÄŸuÅŸuyla Kur'an’la inÅŸa olmuÅŸ iman dairesine dahil olan sahabenin hayatına hemen yansıdığını görüyoruz.
Ümmü Eymen;
Geçen iki sohbetimizde iki güzide ashabı gündem yapmıştık bu günde iki güzide hanım sahabî'ye yi gündem yapacağız inÅŸallah. Öncelikle ÅŸahsim adına bir itirafta bulunmak istiyorum birçok konuda olduÄŸu gibi İslam’da kadın konusunda da çok az bir bilgiye sahipmiÅŸim oysaki asrı-ı saadette her alanda kadını görmek mümkündür. ÖrneÄŸin davette kadınların rolü pek büyüktür özellikle Peygamber'in aile yakınlığı olanlar ön plandadırlar Hz. Hatice, lübane bint el-Haris, Hz Peygamber'in kızları Ümmü seleme, Leyla Bint ebi hamse, Esma bint Umeys, Selma bint umeys, Sümeyye Ummu eymen, Esma bint Ebibekir, Safiye bint Abdulmutalip. Hicrette kadınlar biatta kadınlar İbadet hayatında kadınlar EÄŸitim ve öğretimde kadınlar' Özellikle Hz. AyÅŸe ve Ümmü seleme ve diÄŸer kadınların pek çok katkıları olmuÅŸtur. Çalışma ve ticaret hayatında kadın sanatkârlık ve el iÅŸleri)(Tıbbı hizmetler. ÖrneÄŸin Esma bint umeys'in Hz.Peygamberi muane ettikten sonra vefat ettiÄŸini açıklamıştır. Yine Ummu seleme annemiz yaralanan askerlere çeÅŸitli ilaçlar yaptığını biliyoruz. Yine kadınların birçok savaÅŸa katıldıklarını ve zaman zaman vuruÅŸmalarada katıldıklarını kaynaklarımızdan öğreniyoruz.(Bütün Yönleriyle Asrısaadette İslam)Biz bu kadar örnek vermekle yetinelim konumuza girelim. Peygamberimiz ona “Ey Anne!” diye hitap ederdi. Peygamber Efendimizin “annemden sonra annemdir” dediÄŸi iki güzide hanımdan biridir. Hakkın da farklı rivayetler olmakla birlikte ÖrneÄŸin henüz gençlik yıllarında HabeÅŸistan’dan Mekke’ye cariye olarak getirilmiÅŸ Peygamberimiz ’in babası Hz. Abdullah’ın yanında çalışmıştı. Hz. Abdullah, Âmine ile evlendikten sonra da onlara hizmet etmeye devam etmiÅŸ, o ölünce Âmine’ye miras olarak kalmıştı. Peygamberimiz ‘in dünyayı teÅŸrifinin ardından da O’nun dadılık görevini üstlenmiÅŸti. Henüz Peygamberimiz dünyaya gelmeden kocası Abdullah’ı kaybeden Âmine, onun ölüm haberiyle yıkılsa da dünyaya getireceÄŸi yavrusunun sevinci kalbine bir umut ışığı yaymıştı. Efendimizin çeÅŸitli mucizelerle dünyayı teÅŸrifinden sonra Ümmü Eymen hizmetlerinde bulunmaya devam etti. O artık Peygamberimizin mürebbiyesiydi. Efendimiz altı yaşına geldiÄŸinde annesi Hz. Âmine eÅŸi Abdullah’ın Medine’deki mezarını ziyaret etme arzusu duydu. Çok geçmeden de Efendimizi ve Ümmü Eymen’i yanına alarak hem Hz. Abdullah’ın mezarını, hem de Medine’deki akrabalarını ziyaret etmek üzere yola çıktı. Medine’ye ulaÅŸtıklarında akrabalarının evine gelip bir müddet orada misafir oldular. Yine üçü yola çıkmıştı. Ancak yolculuk esnasında Hz. Âmine’nin rahatsızlığı dayanılmaz hale gelince Ebva denilen köyde konaklamak zorunda kaldılar. Çok geçmeden de Hz. Âmine, aynı yerde Peygamberimiz ve Ümmü Eymen’in gözyaÅŸları arasında vefat etti. Bu ani ölüm her ikisini de etkilemiÅŸti. Peygamberimiz yetimliÄŸin üzerine bir de öksüz kalmış, Ümmü Eymen de Peygamberimizi saÄŸ salim Mekke’ye ulaÅŸtırma sorumluÄŸunu üzerine almıştı. Âmine’yi Ebva’ya defnetmenin ardından Mekke’ye varmak üzere tekrar yola koyuldular. Ümmü Eymen, Peygamberimizi dedesi Abdulmuttalip’e teslim edecekti. Derken beÅŸ günlük bir yolculuÄŸun ardından O’nu saÄŸ salim dedesine kavuÅŸturdu. Bundan sonra kendisi de Efendimizle birlikte Abdulmuttalip’in evinde kalacaktı. Mekke’de zaman hızla akıyordu. Peygamberimiz, dedesinin himayesine gireli iki yıl olmuÅŸtu. Abdulmuttalip kimseye göstermediÄŸi ilgiyi sekiz yaşındaki torununa gösteriyor, ahlaken her geçen gün biraz daha olgunlaÅŸmasını hayranlıkla izliyordu. Ancak o dönemlerde rahatsızlanıp yataÄŸa düştü. Vefat etmeden önce de torununu, oÄŸullarından Ebu Talip’e emanet etti. Vefatının ardından, Peygamberimiz Ebu Talip’in himayesine girerken dadı Ümmü Eymen de onunla birlikte Ebu Talip’in evine taşındı. Orada uzun yıllar geçirdiler. Derken Peygamberimiz yirmi beÅŸ yaşına geldiÄŸinde Mekke’nin en asil hanım efendisi Hazreti Hatice’yle evlendi. Evlenince de Ümmü Eymen validemizi azat edip serbest bıraktı.
Ümmü Eymenin Evlilikleri;
Sonrasında da onu Haris bin HazrecoÄŸullarına mensup Ubeyd bin Zeyd ile evlendirdi. (muhtemelen Medine’ye ilk gidiÅŸi bu zamandir) evet Bu evlilikten Eymen isimli oÄŸlu dünyaya geldi. Asıl ismi Bereke olan Ümmü Eymen validemiz onun doÄŸumuyla “Eymen’in annesi” anlamına gelen “Ümmü Eymen” ismiyle anılmaya baÅŸlandı. Öyle ki gerçek ismi neredeyse unutulmuÅŸtu. Ancak çok geçmeden Ümmü Eymen validemizin kocası Ubeyd vefat etti. Ümmü Eymen, cahiliye davrinde Mekkede mezkûr Ubeyd b. amr ile evlenmiÅŸti. Mekke ye gelip orada yerleÅŸmiÅŸti. Sonra Ümmü Eymen i Medine ye götürdü ve ona Eymen adında bir çocuk dünyaya getirdi sonra kocası ölünce tekrar Mekkeye dündü ve Zeyd b.Harise ile evlendi. Zorlu ÅŸartlarda oÄŸlu Eymen’le yalnız başına yaÅŸayan Ümmü Eymen (ra), en büyük desteÄŸi Peygamberimiz ’den görüyordu. Eymen de annesiyle birlikte İslam’ı kabul etmiÅŸti. Peygamberimiz ‘in azatlısı Zeyd ise artık büyümüş, genç bir delikanlı olmuÅŸtu. Peygamberimiz ‘in Mekke’deki saÄŸ kolu gibiydi. O’nu sürekli müşriklerin eza ve cefalarından korumaya çalışıyordu. Hz. Ümmü Eymen’in, Peygamberimize, küçüklüğünden beri gösterdiÄŸi ilgiyi ÅŸimdi de aynısıyla Zeyd gösteriyordu. Bu iki insan Peygamberimize besledikleri sevgi ve yakınlıkta birbirlerine çok benziyordu. Bu durumun farkında olan Peygamberimiz ise onlara duyduÄŸu sevgiden dolayı onları aynı çatı altında birleÅŸtirmek istiyordu. Bir gün ashabıyla otururken “Cennet ehlinden bir kadınla evlenmek isteyen Ümmü Eymen ile evlensin” buyurdu. Bunun üzerine orada bulunan Zeyd öne atılarak Ümmü Eymen’le evlenmek istediÄŸini söyledi. Çok geçmeden Peygamberimiz de bu iki kıymetli insanın nikâhını kıydı. Bu evlilikten, Peygamberimiz ‘in çok sevdiÄŸi ve ashab arasında kendisine “sevgilinin oÄŸlu sevgili” diye hitap edilen Üsame bin Zeyd (ra) dünyaya geldi. Ümmü Eymen, Zeyd ve Üsame (ra)’den oluÅŸan bu üç kiÅŸilik aile Peygamberimiz ‘in dünyada en fazla deÄŸer verdiÄŸi ailelerden biriydi.
Ümmü Eymen'in Hicreti;
Ümmü Eymen'ın ilk kafiyeliye HabeÅŸista'na hicreti. ‘Müslümanların, HabeÅŸistan'a hicretlerinin ve burayı tercihlerin ‘in elbette çeÅŸitli sebeplerden söz edilebilir bu sebepler arasında, Hz Peygamber’in dadısı Ummu Eymen'ın HabeÅŸistanlı olması ve İslam’dan önce aynı ülkeden biriyle evli olması ‘da düşünüle bilir.
Ümmü Eymen'ın Ümmete Yol Gösteren Üç Örnek Davranışı;
1- Kanaatkâr Fedakâr Ve Emektar Olması;
Ümmu Eymen neredeyse ömrünün tamamını Hz Muhammed (sav) adadı doÄŸumunu çocukluÄŸunu gençliÄŸini olgunluÄŸunu ve siretin'ın tamamını gürdü O her daim Peygamber’in yanında oldu Hz. Peygamber'in hayatinin her merhalesinde Hz Ümmü Eymen'in emeÄŸi vardır. Onun gösterdiÄŸi gayrete ÅŸahit olan Peygamberimiz de ona sevgi ve saygıda kusur etmiyordu. ÇoÄŸu zaman ona “Ey anacığım” diye hitap ederek taltif ediyordu. Aynı zamanda onu görünce yanındakilere “Bu, benim ailemin son kalanıdır” buyurarak kendi ailesinden biri olarak anıyordu. BaÅŸka bir zaman ise onun hakkında “Annemden sonra annemdir” buyuruyordu. Efendimizin nezdinde Ümmü Eymen validemizin yeri bambaÅŸkaydı. O da oÄŸlu Üsame de Peygamberimiz ‘in evine girip çıkma konusunda her zaman imtiyazlıydılar. İzin almaksızın istedikleri zaman Efendimiz ’in yanına girip çıkabiliyorlardı. Peygamberimiz özellikle Üsame (ra)’ye çok deÄŸer veriyor, onu bizzat kendisi yetiÅŸtiriyordu. Bu konuda bir vefa örneÄŸi sergileyerek kendisini büyüten kadına hak ettiÄŸi hürmeti gösteriyordu. Bir gün su içerken yanında bulunan Ümmü Eymen validemiz O’ndan su isteyince ÂiÅŸe validemiz ÅŸaÅŸkınlıkla: “Sen bunu Rasûlûllah’a mı söylüyorsun” diye çıkıştı. Ümmü Eymen validemiz ise: “Benim O’na yaptığım hizmet çok uzun süreli olduÄŸu için bunu istemeye hakkım var” dedi. Bunun üzerine Efendimiz: “DoÄŸru söyledin” buyurdu ve getirip suyu ikram etti.
2- Uhud Günü Müslümalari Savaşa Teşvik Etmesi;
Ümmü Eymen validemiz çok mütedeyyin bir hanımdı. Günlerinin çoÄŸunu oruçlu geçiriyor, İslam’a hizmet noktasında yaÅŸlı bedeninden beklenmeyecek gayreti gösteriyordu. Efendimiz ile birlikte savaÅŸlara bile katılıyordu. Uhut Savaşında diÄŸer birkaç sahabi hanımla birlikte savaÅŸan mücahitlere su taşımış, yaralıların savaÅŸ meydanından çıkarılmasına ve tedavi edilmesine yardım etmiÅŸti.(İbnü’l Esir, 2/135) Daha sonraları Hayber Savaşında da Peygamberimiz ‘in yanında yer almıştı. Hatta bazı kaynaklarda oÄŸlu Eymenı burada ÅŸehit vermiÅŸtir.
3- Ümmü Eymen'in Vahiy İçin Ağlaması;
Medine’ye hicret edeli on yıl olmuÅŸtu. Allah, dinini Peygamberinin vasıtasıyla zafere erdirmiÅŸ, insanlar arasında İslam hızla yayılmıştı. Milat 632 yılını gösterirken Peygamberimiz dünyaya veda etti. Onun irtihali tüm ashabını acıya boÄŸarken Ümmü Eymen validemiz en büyük acıyı yaÅŸayanlardandı. O’nun doÄŸumuna ÅŸahit olduÄŸu gibi ÅŸimdi vefatına da ÅŸahit oluyordu. YaÅŸlı kalbine bu ayrılık çok ağır geldi. Peygamberimiz ‘in vefatının ardından gözyaÅŸları hiç dinmedi. Sürekli onunla geçen zamanlarını yâd eder, aÄŸlardı. Halife seçildikten sonra Peygamberimiz ‘in ona gösterdiÄŸi ihtimamı Hz. Ebubekir (ra) de aynısıyla göstermeye devam etti. Birgün Hz. Ömer (ra)’e: “Haydi Ümmü Eymen’e gidelim. Daha önce Rasûlûllah’ın ziyaret ettiÄŸi gibi biz de onu ziyaret edelim” dedi. Birlikte Ümmü Eymen (ra)’in evine gittiler. YaÅŸlı kadın, onları görünce aÄŸladı. Hz. Ebubekir (ra)’le Ömer (ra) efendilerimiz ona: “Niçin aÄŸlıyorsun? Resûlûllah’ın Allah katında olması daha hayırlıdır” deyince, “Ben Rasûlûllah’ın Allah katında olmasının daha hayırlı olduÄŸunu bilmediÄŸim için aÄŸlamıyorum. Ben, gökten vahiy kesildiÄŸi için aÄŸlıyorum” dedi. Onun bu sözleri Hazreti Ebubekir’le Hazreti Ömer’i de aÄŸlattı. Efendimizin en yakın dostları olan bu iki büyük sahabi hayatta oldukları sürece Ümmü Eymen validemizi ziyaret etmeye ve ona gereken hürmeti göstermeye devam ettiler. Ümmü Eymen validemiz Hazreti Ömer (ra)’in halifelik devrini de gördü. Åžehit edildiÄŸinde de çok aÄŸladı ve: “Bugün İslam zayıfladı” dedi. Fazilet dolu bir ömür geçiren bu deÄŸerli hanım, Hazreti Osman (ra)’ın halifeliÄŸinin ilk dönemlerinde vefat etti. Allah ondan razı olsun.
Esma Bint Amr;
Lâkabı “Ümmü Meni’ el-Ensariyye”dir. İkinci Akabe Biatı’na katılan iki hanımdan biridir. O, asrında ve asrından sonra meçhul bir kahraman olarak kalmış; erkeklerin hemen arkasında yerini almasını bilmiÅŸtir. Üç büyük sahabînin arkasında Esma binti Amr’ı buluruz. Bunlar, eÅŸi Hadic ibn-i Sellame, oÄŸulları Muaz ibn-i Cebel ve Åžebbas ibn-i Hadic’tir. Üçü de sahabîlerin en faziletlilerinden ve Müslümanlara en çok faydalı olanlarındandır. Esma (ra), din olarak İslâm’a; Peygamber olarak Hz. Muhammed’e (sav) hicretten, hatta ikinci Akabe Biatı’ndan önce, bütün kalbiyle iman etmiÅŸti. Hamile olmasına raÄŸmen Allah Resûlü’ne biat edebilmek için, eÅŸiyle birlikte ikinci Akabe Biatı’na gitti. Bu gidiÅŸ esnasında da oÄŸlu Åžebbas dünyaya geldi. İkinci Akabe Biatı’na yakından ÅŸahit olan Esma (ra), o anın heyecanını ve Allah Resûlü ile buluÅŸmalarını şöyle anlatır: Birinci Akabe Biatı’nın semeresi olarak hac mevsimini vesile yapıp, ikisi kadın yetmiÅŸ beÅŸ insan Akabe tepesi denilen yerde Resûlullah ile randevulaÅŸtık. TeÅŸrik günlerinin yarısında sözleÅŸmiÅŸtik. Haccımızı yapıp Resûlullah’a söz verdiÄŸimiz yerde, gece karanlıkta beklemeye baÅŸladık. Oraya giderken bineklerimizden inerek, kenardan bucaktan, gizli gizli randevu mahalline ulaÅŸtık. Herkes ayrı ayrı gelmiÅŸti oraya. Gecenin üçte birisi geçinceye kadar uyuduk. Ve Resûlullah’ın gelme saati yaklaşınca, heyecanla onu beklemeye baÅŸladık. Biz ailece oradaydık. Daha sonra Uhud’un kahramanı olacak Nesibe de yanımdaydı. Peygamberimiz(sav) Hz. Abbas’la çıkageldi. Hz. Abbas konuÅŸmaya ilk baÅŸlayan olarak: ‘Ey Hazrecliler! EÅŸlerinizi ve çocuklarınızı koruduÄŸunuz gibi Allah Resûlü’nü de koruyabilecek misiniz? Yüzüstü bırakacaksanız ÅŸimdiden bırakın.’ dedi. Daha sonra, Resûlullah’ın Kur’ân okuyarak söze baÅŸlaması, dua etmesi ve bizi İslâm’a girmeye teÅŸvik etmesiyle, önce Bera ibn-i MaÄŸrur ve sonra diÄŸerleri Allah Resûlü’ne biat etmeye çoktan hazır olduklarını gösterdiler. Resûlullah’ın neticede cennet müjdesini vermesiyle Hz. Abbas’ın ‘Hazrecliler! Resûlullah’a biat ederken siyahıyla, kırmızısıyla bütün insanlarla harp etmeyi göze alabiliyor musunuz, gibi uyarılarına karşılık Nesibe ve ben dâhil, tereddüt gösteren kimse olmamıştı.” Esma (ra), çok kuvvetli bir cüsseye sahip deÄŸildi. Ama tıpkı yakın arkadaşı Ümmü Umare (Nesibe) gibi o da, erkeklerle omuz omuza harp meydanlarında hazır bulunuyordu. Hayber’in fethinde orduya katılan hanımlar arasındaydı. Yaralıları tedavi ediyor, su taşıyor ve var gücüyle askerlere yardım ediyordu. Ömrünün sonuna kadar, İslâm’ın derdini dert edinerek yaÅŸadı.
Sonuçta;
Hiç şüpesiz bir toplumun bireyleri kendi iç dünyalarını değiştirmedikçe Allah'da o toplumun gidişatını değiştirmez (Rad-11)
Asr-ı saadet İnsan-ı kendilerini Kur'an ilkeleri doÄŸrultusunda deÄŸiÅŸtirdiler. Yüce Rabbimizin buyruÄŸuna âmâda oldular. Sahabe-i kiram, gönüllerini Allah Resûlü'nün muhabetiyle doldurup, O'na her hususta itaat etmek sûretiyle O nun ahlakıyla ahlaklandıkları için Cenab-ı Hakk’ın medh ü senasına nail oldular. Nitekim âyet'i kerimelerde buyrulur.
Öne geçen Muhacirler ve Ensar ile olanlara güzellikle uyanlar; Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır ve Allah onlara, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur. (Tevbe/100)
Siz insanlığın iyiliği için seçilmiş bir ömmetsiniz iyiliği yapar(emreder)Kötülüklere engel olursunuz çünkü siz Allah'a inanırsınız. İşte böylece sizin hak ve hukuku kuruyan dengeli bir ümmet olmanızı istedik ki, insanlığa örnek ve model olasınız ve resul'de size örnek ve model olsun (Bakara-143)
