İ’caz’ül Kur’an

Halil Kara


          “EÄŸer kulumuz Muhammed’e indirdiÄŸimiz Kur'ân'ın doÄŸruluÄŸundan ÅŸüpheli iseniz, haydi onunkine benzer bir sure ortaya getiriniz ve davanızda sadık iseniz, bu hususta Allah'ın dışındaki ÅŸahitlerinizi yardıma çağırınız.”

          “EÄŸer bunu yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız- yakıtı insanlar ile taÅŸlar olan ve kâfirler için hazırlanmış olan Cehennem ateÅŸinden korkunuz.”

          Önceki ayetlerde insanlar tevhide (bir tek Allah'a kul olmaya) çaÄŸrılmışlar, buna tefekkür yoluyla varabilmeleri için teÅŸvik edilmiÅŸler. Ayrıca deliller getirerek onlara ışık tutulmuÅŸtu. İnsan kendi düÅŸünce ve iradesiyle inanmaya karar verince, Allah, yaratılış, yaratılmışlar, gayb, âlemi, dünya hayatının sonu, tüm bu soruların cevapları, Allah, insanlar ve eÅŸya ile iliÅŸkilerde takip edilecek yol ve usule ihtiyaç vardır. İnsan kendi kapasitesi bu meçhulleri aydınlatmaya yeterli olmayınca, beÅŸer üstü bir bilgiye, bir kaynaÄŸa ihtiyaç duymaktadır. Bu kaynak vahiy’dir. Özel bir dil veya iletiÅŸim aracı ile Allah’ın kullarına bilgi vermesidir. İnsanların bu yüce bilgiyi kabul etmeme halinde ya da ikna olmama halinde bir benzerini getirmelerini istemekle cenabı Allah kullarına ilmi yünden yaklaÅŸarak onların ne kader aciz olduklarını beyan etmektedir.

          GörüldüÄŸü gibi bu ayet bu konuya girerken önemli bir inceliÄŸe dikkatlerimizi çekiyor. Ayet "EÄŸer Kulumuz Muhammed'e indirdiÄŸimiz Kur'an'ın doÄŸruluÄŸundan ÅŸüpheli iseniz" ÅŸeklindeki giriÅŸinde Peygamberimizden "Allah'ın kulu" diye söz ediyor, o'na "Allah'ın kulu" olma sıfatını yakıştırıyor. Peygamberimizin burada bu sıfatla anılması, hiç kuÅŸkusuz, çeÅŸitli anlamlar taşır ki baÅŸlıca ÅŸunlardır;

          Her ÅŸeyden önce burada, "Allah'ın kulu" olmakla nitelendirilerek onurlandırılmakta ve Allah'a yakın olduÄŸu dile getirilmektedir. Böylelikle en yüce makamın, insanlara da kabul etmeleri için çaÄŸrı yapılan Allah'a kul olma sayesinde elde edilebileceÄŸi vurgulanmaktadır.

           Ä°kinci olarak burada, yani bütün insanların tek Allah'ın kulluÄŸunu benimseyerek O'nun dışındaki hiçbir ilâhı kendisine ortak koÅŸmamaya çaÄŸrıldıkları bu noktada kulluÄŸun anlamına belirlilik kazandırılmaktadır. Çünkü insanoÄŸlunun eriÅŸebileceÄŸi makamların en yükseÄŸi olan vahiy makamının sahibi olan Peygamberimiz burada "Allah'ın kulu" diye anılmakta ve bu sıfatla ÅŸereflendirilmektedir. Ayetteki meydan okumaya gelince bunu bu surenin başına dönerek deÄŸerlendirmek, oraya baÄŸlamak gerekir. Zira Allah tarafından indirilmiÅŸ olan bu kitap, yani Kur'an, az önce sözünü ettiÄŸimiz kuÅŸkucu zümrelerin ellerinde bulunan harflerden oluÅŸmuÅŸtur. EÄŸer onun Allah tarafından indirildiÄŸi hususunda ya da baÅŸka bir niteliÄŸi konusunda ÅŸüpheleri varsa, onun surelerinin bir benzerini getirsinler, ayrıca bu konuda Allah'ın dışında bir takım ÅŸahitleri varsa onları da yardıma çağırsınlar, çünkü yüce Allah kulu Hz. Muhammed'in -salât ve selâm üzerine olsun- davasında haklıdır.

          Üstelik, çeÅŸitli ifade üsluplarını ayırt etme becerisine sahip herkes, insanın varlıklar ve nesneler ile ilgili düÅŸünceleri hakkında uzman olan her insan, insan kaynaklı psikolojik ve sosyal teorileri, yaÅŸama tarzlarını, toplumsal sistemleri iyi tanıyan her araÅŸtırmacı, hiçbir kuÅŸkuya kapılmadan kabul eder ki; Kur'an-ı Kerim'de geçen herhangi bir sözle aynı konuda bir insanın söylediÄŸi söz ve düÅŸünce kesinlikle bir olamaz. Bu konuda duyulabilecek olan kuÅŸku, ya ayırt etme yeteneÄŸinden yoksun bir bilgisizlikten ya da bile bile hak ile batılı birbirine karıştıran bir art niyetten ileri gelebilir. Bundan dolayı bu meydan okuma karşısında aciz kaldıkları halde yine de açık gerçeÄŸi inkâr edebilirler.

 

Kaynaklar

Fizilal

Elmalı

Tevhimü-l Kur'an

Kur'an Yolu.

Yazarýn Eski Yazýlarý