Bu milletin tarihi, kültürü, geleneÄŸi, “üs-sül esası” din-i Mübin-i İslam’dır.
Din elden giderse devlet de gider. Devletinizi kaybederseniz ne millet, ne memleket kalır, ne de bir düzen.. Sadece öbür dünyada Cehenneme gitmezsiniz, bu dünyanız da Cehenneme döner..
Bu sadece Müslümanlar için deÄŸil. Bu memlekette solcularınız, liberalleriniz, sekülerleriniz de kültürel aidiyet olarak “Müslüman”dırlar. Bu dini bir deÄŸer ifade etmese de böyledir.. Hristiyanlar, Marksistler bile öyle..
Türkiye’deki Ortodoksların ibadetleri, duaları, müzikleri, kültürleri büyük ölçüde İslam’dan etkilenmiÅŸtir.
Öbür taraftan baktığınızda, İslam düÅŸmanlarının eline düÅŸerseniz, Alevi- Sünni, Åžii-Selefi diye bakmaz. Adına bakar, doÄŸum yerine bakar. Nereden geldiÄŸine bakar ve sizi affetmez. Bugün onları tabii müttefikleri gibi görseler de, yarın ellerine düÅŸtüklerinde ne olacağını görürler..
Türkiye düÅŸerse Suriye’den beter oluruz ve son piÅŸmanlık fayda vermez..
Hemen böyle bir tehlike yok. Ben 15 Temmuz gibi bir silkiniÅŸ ve uyanışlarla bütün bu oyunların tersyüz edileceÄŸini düÅŸünüyorum.. Bir silkiniÅŸle, ölü toprağını, cehennem küllerini üstümüzden atabiliriz..
Önce ÅŸunu itiraf edelim: İnni küntü minezzalimin (Biz zalimlerden olduk). Başımızda gelen felaketler, Åžeytanın ve düÅŸmanlarımızın hilelerinin sonucu deÄŸil, bizim zaaf ve yanlışlarımızın sonucudur. Åžeytan ve onun askerleri, Allah’ın müttaki kullarına hiçbir zarar veremez. Biz “Allah’ın ipi”ni bıraktık, Allah da bizim ipimizi bıraktı. Ve biz kendi hakkımızdaki hükmümüzü deÄŸiÅŸtirmeden Allah bizim hakkımızdaki hükmünü deÄŸiÅŸtirmeyecek..
Biz bu noktaya nasıl geldik ona bakın. DoÄŸru ve güzel ÅŸeyler de yaptık, yanlışlar da yaptık.
Bakın 28 Åžubat’ta zulüm vardır ve direndik. Ama bugün iktidar ve servet bizi şımarttı. Gücümüz ve servetimiz aklımız ve imanımızın önüne geçti. Sabrı ve ÅŸükrü bırakıp dünya malı, makamı için birbirimizle didiÅŸmeye baÅŸladık.. Hızla dünyevileÅŸiyoruz.
Bakın Graham Fuller, 12 Mart sonrası bunun farkına varmıştı. Servet ve iktidarın Müslümanlar üzerindeki dönüÅŸtürücü gücünü görmüÅŸtü. Fetullah Gülen bu projenin ürünü olarak hayat buldu.
Evet “servet ve iktidar dönüÅŸtürücüdür”. Biz bu gücü, toplumu ve devleti, kendi inanç, tarih ve geleneÄŸimiz doÄŸrultusunda dönüÅŸtürmek için istedik. Ama bu güç, önce kendine sahip olanları dönüÅŸtürmeye baÅŸladı. Farkına varmadan dönüÅŸüyor / dönüÅŸtürülüyoruz.
İktidar ve servet bizim “İsmailimiz” olabilecek mi? İşte asıl mesele bu.. Aklımız ve imanımız mı servet ve gücümüze yön verecek, yoksa servet ve gücümüz mü aklımız ve imanımıza yön verecek..
Gelenek ve kültür ile din aynı ÅŸeyler deÄŸil. Elbette birbirini destekler ya da dejenere edebilir, etkileyebilir, etkilenebilir ama aynı ÅŸey deÄŸil..
Elbette servet ve iktidara ihtiyacımız var, ama din, bunlara ulaÅŸmanın basamağı olmamalı. Dini hedeflere varmak için bunlar basamak olmalı. Önceliklerimiz yer deÄŸiÅŸtirmemeli..
Bu iÅŸlere girerkenki düÅŸüncelerimiz, bakış açımızla, bugün geldiÄŸimiz yer aynı mı? Bana göre aynı deÄŸil.
Çile’yi yüceltiyorduk, ÅŸimdi “Haz”ı, dün “Tevazu”yu yüceltiyorduk, ÅŸimdi “kibir”le tanışıyoruz, dün “veriyorduk”, ÅŸimdi almaya çalışıyoruz. Dün ölümü ve ötesini düÅŸünüyorduk, ÅŸimdi yaÅŸamanın hazzı ve keyfini düÅŸlüyoruz.. Müstekbirleri taÅŸlarken, gün gelip bizim müstekbirleÅŸeceÄŸimizi hiç düÅŸünmemiÅŸtik.. Kimi radikallerimize baksanıza nasıl savruluverdiler. Sorun ÅŸu: Bu sayı artarak devam ediyor. Bunu durdurmamız, geri çevirmemiz gerek.
Aslında burada da temelde bir terslik yok. BilmediÄŸimiz, beklemediÄŸimiz bir dünya ile karşılaÅŸtık. Zaten biz ahir zaman peygamberinin ümmetiyiz. Dünyada her ÅŸey çok farklı geliÅŸiyor. Bilim, teknoloji, media, sanat, eÄŸitim, internet, devlet, düzen hepsi çok farklılaÅŸtı. Herkes birbirinden etkileniyor. Åžeytanın hileleri bugün daha keskin. Ekonomik, sosyal, siyasal ÅŸartlar çok da olumlu deÄŸil.. Bir kırılma yaÅŸanacaktı, yaşıyoruz.
Kimimiz din büyüklerimizi İlah ve Rab edindik.. Peygamberlerin bile sahip olmadıkları güçleri onlarda vehmetmeye baÅŸladık.. Åžeytan’ın bizleri Allah’la aldatmaması için Kur’an-ı Kerim bizi uyarmıştı ama yine aldandık. Bizden öncekilerin düÅŸtükleri çukura biz de düÅŸtük. Åžimdi düÅŸünüp bu yoldan uzaklaÅŸmamız gerek..
İşin aslı ÅŸu: Kur’an-ı Kerim’in bize bir teklifi var, atalarımızın dininden Allah’ın dinine dönmek! Åžunu görelim, Allah’ın dini yeri göÄŸü, ölümü veya hayatı açıklar, bizim kimilerimizin yaÅŸadığı din karı ile koca arasındaki ihtilafı bile çözmüyor. Allah’ın dini bizi kardeÅŸ yapar, ama öbür taraftan yaÅŸanan dini bunlar düÅŸman yapıyor, Allah’ın dinine inananlar, insanları Allah’a, resulüne ve kitaba çağırır. Bizimkiler, kendi mezhebine, tarikatına, liderine, ÅŸeyhine, kendine çağırıyor. İşi ehline vermiyorlar, haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana olup, zalime karşı çıkmıyorlar. Hani zalim babamız da olsa, mazlum düÅŸmanımız da olsa, adaletten sapmayacaktık!
Söyleyecek söz çok. Ama bugünlük bu kadar. Namaz kılalım ama yetimi de görüp gözetelim ki, amellerimiz boÅŸa gitmesin.. “Ey iman edenler, iman ediniz” ayetinin bize verdiÄŸi mesajın üzerinde düÅŸünelim.. Ramazan Bayramı’nı geride bıraktığımız bu günde, ramazanın ruhaniyeti, bereketi üzerimizde daim olsun inÅŸallah. Kıyısına geldiÄŸimiz ateÅŸ çukurunun kenarından kurtulmak için iÅŸ iÅŸten geçmeden bir ÅŸeyler yapalım. Allah’ın ipinden tutunalım ki, Allah’ın yardımı bize ulaÅŸsın.
Selâm ve dua ile..
