Åžia İran’la sınırlı bir dini akım olarak uzun yıllar kendi içine kapalı halde yaÅŸadı.İran devriminden sonra İran Kudüs’ü kurtarma, İslam BirliÄŸi ve İslamlaÅŸtırma politikaları çerçevesinde dışa açılmaya baÅŸladı. Bir yandan Irak Åžiasını kazanmaya çalıştı, öte yandan İslam dünyasının lider ve öncü gücü imajını güçlendirmek için Filistin davasına ve Mescidi Aksa davasını sahiplenmek için Lübnan’daki varlığını güçlendirdi ve Hizbullah hareketini yapılandırdı. 1982 yılında Güney Lübnan’da İsrail’in iÅŸgali altındaki toprakları kurtarmak maksadı ile kurulan örgüt bugün silahlı bir kanadı da bulunan siyasi bir harekete dönüştürüldü.
Kerbela ve Necef çevresindeki Arap Şiasının merkezi Irak Şiasının da dini merkezi olmasının ötesinde aynı zamanda bir siyasi merkeze dönüştürüldü.
Bugün Åžia İran dışında Irak, Suriye, Lübnan, Bahreyn, Yemen ve Pakistan’da sıcak çatışmaların tarafı, askeri ya da paramiliter grubların çatıştığı güç merkezleri arasında bulunuyor.
Türkiye ve Azerbaycan’da ciddi bir nüfus bulunmakla birlikte, bu iki ülkedeki Åžii nüfus büyük ölçüde seküler, sol eÄŸilimli ve dini olmaktan çok kültürel bir karakter gösteriyor. Özellikle Türkiye’de Nuseyri, kızılbaÅŸ, BektaÅŸi, Ehlibeyt, Alevi, Rafizi olarak tanımlanan çok farklı grublar bulunuyor. Yani Alevi denen topluluÄŸun kendi arasında bir uyum da yok..
İran Åžiası da kendi içinde farklı grublara ayrılıyor. Huzistan bölgesindeki Arap Åžiası kendini Kum’dan çok Necef’e yakın buluyor. Kum da kendi içinde birkaç gruba ayrılmış vaziyette.. İran sadece dini deÄŸil etnik açıdan da çok farklı grublardan oluÅŸuyor. Araplar, Farisiler, Azeriler, Kürdiler, Belücler, Türkiler, Afganiler.. Yahudi, Hıristiyan, Mecuzi grublar da var ülkede.
İran’da aslında CumhurbaÅŸkanlığı İran İslam Cumhuriyetinin devlet baÅŸkanı, ama Hameney, dünya Åžiasının başı, İran da bir Åžia ülkesi olduÄŸu için Hamaney’in otoritesine baÄŸlı. Åžia’nın merkezi İran olduÄŸu için, İran’da ruhani ve siyasi iki ayrı otorite sözkonusu. Bu miras Vatikan’a veya Büyük Britanya, Britanya, England’a benziyor.. İran’da toplum, rehberlik, devrim muhafızları, meclis, Hamaney, hükümet ve Kum kendi başına belli özerklik alanları olan otorite merkezleri. Kendi aralarında tam bir uyum da yok.. Ahmedi Necat zamanında bu konu daha fazla dışa vuruyordu.. Necad aynı zamanda İran’da Hüccetiye isimli Mehdiyetle ilgili bir hareketle de iÅŸbirliÄŸi yapıyordu. Aslında İran derin devleti servet ve iktidarı elinde tutuyor ve hukuki olmaktan çok fiili bir otorite üzerinden icraatlarını sürdürüyor.
Bugün Yemen’deki çatışmaların arkasında Husi denen Lübnan Åžiasının örgütlediÄŸi bir hareket var. Aslında Yemen Åžiası Zeydi. Zeydi’lerin Åžafilere yakınlığı Caferiler’e yakınlığından çok daha fazla. Husiler dini olmaktan çok siyasi bir hareket. Husiler uzun süre Yemen’in kuzeyinde Suud sınır bölgesinde kaldı. Husilerin namlusu Suud’lara dönüktü. Suudilerin Necran bölgesi Åžii. Husiler Necran üzerinden Suud yönetimini, daha doÄŸrusu Mekke ve Medine’yi baskı altına alma çabasında. Suudlar da Husilerin karşısına El Kaide’yi koyma çabasında.. Hizbullah militanları Lübnan üzerinden Suriye, Filistin ve Ürdün tariki ile kuzeyden Hicaz yolunu kontrol altına alarak, Suudi yönetimini baskı altına alma çabasında.. Åžiiler baÅŸarabilirlerse Kudüs, Mekke ve Medine’yi kontrol etmek böylece İslam’ın mukaddes beldelerini kontrol altına alarak İslam’ın doÄŸru tek yorumu / ÅŸekli olan Åžia’yı Müslümanlar için bir mezhep ya da yorum olarak deÄŸil, din olarak dayatmak. Böylece Mehdi ve Mesih’in geliÅŸi öncesinde İslam birliÄŸini Åžia temelinde gerçekleÅŸtirmek..
Bugün İran’ın Suriye rejimi ile iÅŸbirliÄŸi yapması, buradaki Nuseyri toplumunu kazanmanın ötesinde Suriye’nin jeo politik ve jeo stratejik konumunu kendi planları lehine kullanmak, Nuseyri halkını zaman içinde kazanmak ve dönüştürmek ve Biladı Åžam’daki, onlar için kutsal olarak türbe ve makamların güvenliÄŸini saÄŸlamak, onları Selefi tehdidinden kurtarmak.
İsrail, Åžiilerin Filistin topraklarına yaklaÅŸmasını bir tehdit olarak görürken, batılılar, Åžiilerin bölgeye giriÅŸi ile, bölgede dini ve etnik çatışmaların yoÄŸunlaÅŸacağı, Åžii, Sünni/Sufi ve Selefi grublar arasındaki çatışmaların İslam birliÄŸi içinde derin bölünmeler ve güç kaybına sebeb olacağı görüşünde. İsrail’in güvenliÄŸinin de bu ÅŸekilde korunabileceÄŸini savunanlar var.
Bütün bunlara raÄŸmen bizden birilerinin ve CHP’nin nasıl olup da İran siyasetinin taÅŸeronluÄŸuna soyunduklarını anlamak zor. Basında yer alan Wikileaks belgelerine göre İran, “BeÅŸÅŸar Esed’den PKK ile stratejik ittifak yapmasını istedi. Belgeye göre; Suriye’deki rejim düşmesin diye Suriye’de bilfiil savaÅŸan İran, Türkiye’ye karşı Esed’in PKK kartını kullanması için baskı yaptı. Esed’in bu önerilerin ardından PKK ile masaya oturduÄŸu” iddiaları da ortalıkta dolaşıyor..
Sahi Bahreyn’in Sünni/Åžii dengesi nasıl deÄŸiÅŸti. Taşıma nüfusları, silahlı grubların sevk ve idaresindeki üst akıl hangi akıl. Boko Haram nasıl el deÄŸiÅŸtirdi. Selefilerin DAEÅž’i ile Åžiilerin HUSİ’si arasında ne fark var. Çeçen direniÅŸi nasıl bitirildi?. Ya da Mali nasıl Fransızlar ve Rusların kontrolüne geçti?.
Suriye’de Sufi, Åžii, Selefi, Kürt, Arap, Türkmen, Nuseyri silahlı birliklerin ardından Süryani cephesi de kuruldu. Chirist Army DAEÅž benzeri bir Hıristiyan cephesi için çaÄŸrı yapmaya devam ediyor.. Birileri Suriye’yi cehenneme çevirmek için yangına körükle gidiyor.. Amerikan operasyonlarının hedefi çok büyüyen, kontrolden çıkma riski taşıyan, kontrol dışı unsurların batıya yönelmesi karşısında örgütün kontrol edilebilir seviyeye çekilmesine yönelik bir operasyon sanki.
Selâm ve dua ile..
